Akmayan Suyla Bardak Dolmaz
Koca bir yatırım ve vaat edilen yarım asırlık bir süre. Sonuç tam bir fiyasko. Fiyaskonun Daniskası. Suçlu kim? Kimler yok ki. DSİ. Bölge müdürünün görevden alınmasını isteyen zihniyet günü kurtarma hesabı yaparken nedense sürece dair suçun kimlerde olduğunu pek dile getirmiyor.
Önce proje aşaması, etüt fizibilite çalışmaları, kayıp kaçak ve fire öngörü raporu, ihale süreci, denetim, bitim aşaması, işin teslim süreci ve işi yüklenici firma nedense konuşulmuyor.
Biz konuşabiliriz isterseniz. DSİ. Tarafından tarımsal ve genel kullanım amaçlı alternatif su kuyularını ağızlarına alan yok nedense. Kuruyup kurumadığını açıklayan bir mercii bulunamıyor. Suçluyu bulduk, kimmiş efendim DSİ Bölge müdürüymüş, derhal görevden alın. Hoppala yahu bu adamın suçu ne, bu işe başlanıldığında ya da bitiş sürecine kadar bu adam mı görevdeydi, sorsanıza kendinize, yemezler.
Bakın bu işin en başta gelen suçluları yukarıda yazdığım gibi teslim alınma sürecine kadar kimin imzası ya da mührü varsa onlardır ve bu işin baş suçlularından biride yüklenici firmadır.
Patlamış topu başkasına atıp ta top sende patladı diyemezsiniz. Bu iş kime dokunursa dokunsun eli vardır, parmağı vardır, devletin ve milletin vebali vardır.
Elazığ susuz kaldı, şehrin suyu bitti, tükendi yok oldu. Her bir yanı suyla çevrilmiş şehir için neden elli yıl sonrasını gören, düşünen çıkmaz şaşmamak elde değil. Çimento fabrikası yapılır yüz yıl sonrayı görmeyiz, stadyum yapılır kapasiteyi sorgulamadığımız gibi elli yıl sonrasını da düşünemeyiz, çocuk ıslah evi yapılır kimseden şehrin merkezinde cezaevi olmaz diyecek kadar ses çıkmaz, yeni nesil kavşak denilerek, olması gereken önceki proje iptal edilir, yaya kaldırımları yok edilir gıkımız çıkmaz. Başlarız bir yıl sonra araç yolunu yaya yolu olarak kullanmaya farkında değiliz. Yürü be kim tutar seni destekte, sazı elinde tutanlar kurs görmedikleri halde başlarlar gelişigüzel tellere dokunmaya.
Yahu siz böylemi bu şehrin geleceğini düşünüyorsunuz, hanginizin aklına Hazardağlı üst tarafında bulunan İmam Efendi kavşağının içinden çıkılmaz bir işkence halini geldiğini görmez, Tofaş kavşağı için farklı bir projeniz var mı niye sorgulamazsınız ya da yeşil kent kavşağından hiç mi geçmediniz? Bırakın Allah aşkına hiç birinizin bu şehri düşündüğü yok, hep günü kurtarma, işkembeden konuşma.
Tarihi kent, çarşı içi, 15 Temmuz Meydanı, kapalı çarşı, şire meydanı, buğday meydanı, bakırcılar çarşısı, gazi caddesi ile Elaziz kültürüne has bir özellik. Gazi Caddesinin yıllardır araç trafiğine kapatılıp tarihi dokunun turizme kazandırılmasını söylememize rağmen, sırf söz verilen yandaşlar nemalansın denilerek araçların sokaklarında geçmekte sıkıntı yaşadığı PTT. Meydanına yapılan ve beklenen ilgiyi görmeyen otopark, gelecek adına en büyük sıkıntı değil midir sizce. Modern kent tasarımı böylemi yapılır.
Tutturmuşuz yerinde dönüşüm. Olmaz beyler bu mantıkla bu iş tutmaz. Hiç mi içinizden birileri çıkıp ta giden geri gelmez diyemiyor. Şehir batıya, kuzeye, güneye doğru gidiyor, siz sazın kırık teline vurmakta ısrar ediyorsunuz.
Bakın bu şehri eski haline getiremezsiniz, ancak buralarda rezerv alanı oluşturup büyük bulvarlarla yeni otoparklarla yeni kapalı çarşılar, şire meydanları, balıkçılar çarşısı, bakırcılar çarşısı, buğday meydanları, köylü pazarları şehrin dokusuna uygun olarak yapıp yeni çarşılar, alış veriş merkezleri yapabilirsiniz. Zahmet olmazsa bunu yapın, şehre yeni bir doku yeni bir kimlik kazandırın bari.
.png)
Şehrin tanıtımı salçalı köfteyle ve neydi belirsiz sanatçılarla yapılmaz.
Mazisi son 40 yılı bulan salçalı köfteyle bu şehri tanıtamazsınız, bu düşünce şehrin kültürüne, geleneğine, manevi zenginliğine ihanet olur. Bu şehrin tanıtımı temizliği ile olur, geleneği göreneği yaşatmakla olur, turizme katkısı ile olur, güvenli şehir olmasıyla olur.
Yemek çeşitlerinde Türkiye’de ikinci sıradayız, kim biliyor senin yemeğini, nerede tanıttın, hangi platformda söylendi, kaç tane yöresel işyerin var, Mersinde adım başı tantunici, Adana da her sokakta bir kebapçı, Diyarbakır’ın, Urfa’nın, Antep’in her bir yanı ciğerci, tavacı, tatlıcı doluyken sende kaç tane içli ya da Harput köftecisi var, bırakın bunları.
Bu milletin parasını böyle çarçur edemezsiniz, Gazze de ya da Dünyanın başka bir yerinde açlıktan ölen çoluk çocuk varken bir kalemde pleybek yapan, sokak kostümüyle sahneye çakan saygısızlara 30-40 Milyonu veremezsiniz, yazıktır, günahtır.
Kısaca bu şehrin duası bol olduğu kadar bedduası da ağır gelir insana. Elaziz’e bir çivi çakacaksanız iyi düşünün, dersinizi iyi çalışın, gelecek yüzyıllara imza atın. Günü kurtarmaya çalışmak sizi kurtarmaz bizden söylemesi.
Anadoluhaber/Mehmet DUMAN













Benzer Haberler
Kadrolu Müdürler Nerede?
Şimşek Çakmaya Devam Ediyor
Emekliler Cambaz Gibi
Bankamatik Personelleri
Hazardağlı Kavşağında Görüntü Kirliliği
Şehrin Geleceğini Düşünmek Çok mu Zor?
Nerede kaldı, Türkiye’m kart
Zavallı TÜİK, Mart ayı enflasyonu 1,94