Şehirde Her şey Süt Liman mı?
Şehrin faydasına yapılan güzelliği takdir etmek, yanlışa yanlış demek bu kadar mı zor? Birkaç kalemin haricinde şehrin sorunlarına ya da eksik görülenlere ses çıkmazken, şehrin muhalefet görünümlü siyasetçileri ise ağızları, kulakları ve gözleri bantla kapatılmış bir şekilde görmüyor, duymuyor, konuşamıyor.
Özellikle ana muhalefet partisi Elazığ milletvekili Gürsel Erol’un il başkanlığı seçimlerinde dediğim dedik şeklinde ki düşünce ve davranışları günümüzün siyaset figürü olarak gösterilirken, kendi içlerinde bile küçük bir sessiz çığlığa ancak sebep oldu.
Gürsel Erol’un özellikle bu dönem şehirdeki sıkıntıları görmezden gelmesi dikkat çekmeye başlarken, Erol’un muhalefet görevini yerine getirmekte zorlandığı da kulaktan kulağa fısıldanmaya başlandı.
Şehrin altyapı sorununda yaşadığı sıkıntıların yanı sıra, özellikle DSİ nin vurdumduymaz tavırları ile kurutmaya sebep olduğu Hamzabey barajı içme suyu gibi sıkıntıları günü kurtarma hikâyesi ile geçiştiren Erol’un sokaklardan bihaber olması ve enflasyonu ağzına almaması, şehrin diğer sorunlarını dile getirmekten kaçınması sayın vekilin Elazığ siyasetini kafasından sildiği anlamına gelirken, bölgenin cazibe merkezi olmasını sağlayacak Pertek köprüsünü proje aşaması gibi hikâyelere sığınarak geçiştirmesi ile uluova ve kuzova gibi şehrin yıllardır çözülemeyen sıkıntısını ağzına almaması bizce sayın vekilin Elazığ sevdasına kuşkuyla bakılmasına sebep olurken, bir sonraki seçimde işinin bir hayli zor olacağının göstergesi oldu.
İstanbul belediyesinin şehrimize kazandırdığı ve Donatlarıyla örnek gösterdiği lisenin temel atma ve açılışına katılmayan, katılmaktan kaçınan ilin seçilmiş ve atanmışları hakkında bir tek cümle kurmaktan bile aciz kalan Gürsel Erol, hâlbuki bu okulun, ne CHP nin nede İstanbul belediye başkanının babasının parasıyla değil, vatandaşın ödediği vergilerle ve belediye kaynaklarıyla yapıldığını rahatlıkla anlatabilirdi, ne yazık ki onu da yapamadı.

Şehirde her şeyin süt liman olmadığını görün artık.
Başta yol, su, elektrik, trafik, uyuşturucu, gasp, şiddet, hırsızlık olmak üzere çözümü bekleyen onlarca sorunun yanında adamcılık, peşkeş, koltuk gibi insan haklarının dışına çıkan görüntü ve davranışların çok rahat sergilendiği Elazığ’da, kimin eli kimin cebinde belli değil. Her günü ayrı olan bir şehir. Çalışmadan oturulan koltuklara aktarılan tavizler, göz yummalar, imtiyazlar ve imkânlar. Şehrin imalat, sanayi, tarım, üretim ve turizm şehri olmadığı ve kimliğinin bile henüz belirlenemediği bir süzgeçte şimdiye kadar neyin savunmasını yapmışız belli değil. Haritada Elazığ’ın yerini bulmakta zorluk yaşayan yurdum insanına neyi anlatmışız, neyi tanıtmışız, hangi gastronomiyi tattırmışız, hangi geleneğimizi öne çıkarmışız. Bırakın artık cambazlığı önünüze bakın, özünüze dönün.
Millet geçinemiyor, aç susuz, işsiz, gençler yolunu şaşırmış, evlat babaya başkaldırmış, insanlar mutsuz, umutsuz kimin umurunda. Torpilin varsa, işin hazır yoksa oturduğun yerde ellerin ayakların tutar nasır.
Millet muhalefeti kendi içerisinde kendisi yapar olmuş, kimsenin milleti düşündüğü yok, Cumhuriyet tarihinin ekonomik olarak en zor dönemini yaşıyoruz adeta.
Kıyamet nasıl kopar bizden söylemesi olsun, biri kazanmadan helal etmeden yer içer, diğeri aç kalırsa vay halimize.
İşte o zaman kim kimi yer çıkar ortaya.
Mehmet DUMAN/Anadolu haber













Benzer Haberler
Gördüklerimize İnanmak İstemedik
Elimizde patlamasın
Yeni Özelleştirmeler Konuşulmaya Başlandı
Şehrimizde Sular Bir Başka Akıyor
Milletin Talebi! Milletvekilliği emekliliği ve mahalle muhtarlıkları kaldırılsın.
Garibana yok, Üst Düzeye çok.
Önceki Yılların Bütçe Fazlası ya da Açığı Eritildi mi?
Şehirde Her şey Süt Liman mı?